KIYMET

  • 23 Şubat 2017
  • 2.138 kez görüntülendi.

KIYMET

”Şunu alır mısınız?” diye sorar. Bakkal parlak bir boncuğa benzettiği mücevheri alır; elinde evirir çevirir; sonra:

”Buna bir tek lira veririm. Bizim çocuk oynasın.” der. Çırak teşekkür edip çıkar. Bir manifaturacıya gider. O da parlak bir taşa benzettiği mücevhere ancak bir beş lira vermeye razı olur. Üçüncü olarak semerciye gider:

”Buna ne verirsiniz?” diye sorar. Semerci şöyle bir bakar:

”Bu…” der, ”Benim semerlere iyi süs olur. Bundan kaş dediğimiz süslerden yaparım. Buna bir on lira veririm.”

Çırak en son olarak kuyumcuya gider. Kuyumcu mücevheri görünce yerinden fırlar:

”Bu kadar büyük pırlantayı nereden buldun?” diye hayretle bağırır ve hemen ilâve eder.”Buna kaç lira istiyorsun?” Çırak sorar:

”Siz ne veriyorsunuz? ”

”Ne istiyorsan veririm.”

Çırak, ”Hayır veremem.” diye taşı almak için uzanınca kuyumcu yalvarmaya başlar:

”Ne olur bunu bana sat. Dükkânımı, evimi, hatta arsalarımı vereyim.” Çırak:

”Emanet olduğunu, satmaya yetkili olmadığını, ancak fiyat öğrenmesini istediklerini…” anlatıncaya kadar bir hayli dil döker. Meslek erbabının yanına dönen çırak büyük bir şaşkınlık içinde macerasını anlatır:
”Bundan ne anladın?” diye sorar. Çırağının verdiği cevap çok doğrudur:

”Bir şey ancak değerini bilenin yanında kıymetlidir.”

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
Yandex.Metrica